Almanca Şiir Örnekleri ve Türkçeleri

Almanca Şiir Örnekleri ve Türkçeleri

Almanca şiirler, duygu, düşünce ve sanatın en etkili şekilde ifade edildiği bir sanat formudur. Bu makalede, Almanca şiirlerin tarihçesi, özellikleri, ünlü Alman şairlerin seçme eserleri ve bu şiirlerin Türkçe çevirileri hakkında bilgi edineceksiniz. Ayrıca, Almanca şiir örnekleri ve Türkçelerini keşfedeceğiz.

Almanca Şiir Nedir?

Almanca Şiirlerin Tarihçesi

Almanca şiir geleneği, Orta Çağ’a kadar uzanır. İlk Almanca şiirler, manzumeler ve epik eserler şeklindeydi. Ortaçağ’da, ünlü şairlerin eserleri Almanca’ya çevrildi ve Almanca şiirin gelişimine katkıda bulundu.

Almanca Şiirlerin Özellikleri

Almanca şiirin özellikleri, derin duygular, yoğun imgeler, ve genellikle doğa ve insan yaşamının içsel yönlerini ele almasıdır. Bu şiirler, sık sık romantik, duygusal ve lirik bir ton taşır.

Almanca Şairlerden Seçme Şiirler

 

ICH MÖCHTE NICHT OHNE DICH SEIN

Ich möchte nicht die Welt, wenn es gegeben wird
Wenn Kronen und Throne versprochen wurden
Ich möchte nicht ohne dich bleiben und ruhig
Es ist nicht so einfach, dich zu verlassen
Ich möchte es nicht, möchte nicht ohne dich sein.

SENSİZ OLMAK İSTEMEM

İstemem dünyaları verseler
Taçlar, tahtlar vadetseler
Kalmak istemem tek başıma sensiz, sessiz
O kadar kolay değil senden vazgeçmek
Istemem, sensiz olmak istemem.

—————-

Wanderers Nachtlied

Über allen Gipfeln
Ist Ruh’,
In allen Wipfeln.
Spürest Du
Kaum einen Hauch;
Die Vöglein schweigen im Walde.
Warte nur, balde
Ruhest du auch.
Wolfgang von Goethe

Yolcunun Gece Türküsü

Bütün zirvelerde
Sükûnet var,
Ve bütün ağaçların tepelerinde.
Hiç bir soluk hissediyor musun;
Ormanda Kuşlar bile sessiz.
Bekle sadece, yakında
Sen de huzura kavuşacaksın

Wolfgang von Goethe

—————-

Für falsche Freunde

Du stahlst, dein Auge ist nicht rein —
Nur Einen Gedanken stahlst du?— Nein,
Wer darf so frech bescheiden sein!
Nimm diese Handvoll obendrein —
Nimm all mein Mein —
Und friß dich rein daran, du Schwein!

Friedrich NİETZSCHE

Yanlış Arkadaşlar İçin

Sen, ey çalan, gözlerin masum mu sanırsın
Aşırdığın bir tek düşünce mi, aldanırsın!
Kim ki böyle hem şerefli ve namussuz
Yemlen avuç dolusu sana verilenden sonsuz
Al benden olan her şeyi
Ye kalan masumluğu da temizlen ey domuz!

Friedrich NİETZSCHE

—————-

DU BIST DER

Die Sterne hatten zum Dach des Himmels gehangen
Als ob sie ein schimmerndes Kerzelicht gewesen waren
Die Bäume waren heraus vom tiefen Herzen der Masse gekommen
Hatte die Aufnahmevorrichtung zum Witzbold mit untimely Wind.

Du bist in meinem Herzen mit deiner endlosen Liebe für Monate gewesen
Du mußt wissen, wieviel ich liebe dich
Nicht für sinnlose Wörter sich interessieren,
Fremde sprechen lassen
Liebevolle Herzen bilden den Geliebten Phasen mit Liebe.

Du bist der für mich, ich bist voll vom Sehnen
Gekommen zu mir bilden Baby, mein Dauerende
Solch eine große Liebe haben, die mich erstaunt
Den Sonnenschein stumpfen nahen werden lassen deine Liebe.

BİR TEK SEN VARSIN

Yıldızlar gökyüzünün tavanına asılmış
Ansızın yanıp sönen birer mum ışığı
Ağaçlar toprağın kara bağrından fırlamış
Zamansız rüzgarlarla sallatırlar beşiği

Doyumsuz aşkınla aylar var ki kalbimdesin
Seni ne kadar çok sevdiğimi bilmelisin
Boş sözlere aldırma eller ne derse desin
Seven kalpler yaşatacak aşklarla aşığı

Bir tek sen varsın benim için özlem doluyum
Beklentim son bulsun artık bana gel bebeğim
Öyle büyük olsun ki aşkın hayret edeyim
Aşkın yanında sönük kalsın güneş ışığı

—————-

Herbst

Die Blätter fallen, fallen wie von weit,
Als welkten in den Himmeln ferne Gärten;
Sie fallen mit verneinender Gebärde.

Und in den Nächten fällt die schwere Erde
Aus allen Sternen in die Einsamkeit.

Wir alle fallen. Diese Hand da fällt.
Und sieh dir andre an: es ist in allen.

Und doch ist Einer, welcher dieses Fallen
unendlich sanft in seinen Händen hält.

Raine Maria Rilke

Sonbahar

Yapraklar düşüyor düşüyor uzaklardan
Göklerde ırak bir bahçe soluyor sanki
Yokluğu gösteren işaretlerde

Ve ağır bir toprak dökülüyor gecelere
Toplasan bütün yıldızlardan yalnızlığına

Biz de düşüyoruz bak bu elime düşüyor
Ve diğeri peşinden: düşüştür işte her şeyde

Ve her şeye rağmen orda biri tutuyor düşüşleri
Ellerinin ölümsüz dokunuşuyla

Raine Maria Rilke

—————-

JAHRE HABEN SEIT SPLITING HERAUF

Jahre haben überschritten seit dem Aufspalten ÜBERSCHRITTEN, das weiß, wo du bist?
Ich könnte alles tun, dich zu sehen und deine Stimme zu hören.
Deine jetblack Augen, dein wellenförmiges Haar sind unforgettable.
Nie denken, daß du, du bist immer auf meinem Verstand vergessen worden warst, ohne vergessen zu werden.

Dein Gedächtnis war irgendwo tief in meinem Herzen geblieben.
Die bedrückenden Jahre hatten dich weg von mir gezogen.
Noone hat „ich liebe dich“ ausgenommen dich gesagt.
Noone hat unsere Liebe ausgenommen uns gekannt.
Ich werde alleine gelassen und unsere Liebe ist ein Lied geworden.
Ich habe an dich mit diesem Lied gedacht.

Vorbei geschrieben: Serdar Yıldırım

Ayrılalı Yıllar Oldu

Ayrılalı yıllar oldu, şimdi sen kimbilir nerelerdesin?
Seni görebilmek için, sesini duyabilmek için neler vermezdim
Simsiyah gözlerini, dalga dalga saçlarını unutmak mümkün değil
Unutuldum sanma, her zaman aklımdasın unutulmuş değilsin.

Kalbimin bir köşesinde hatıran kalmış
O zalim yıllar seni benden çekip almış
Bana senden başkası seviyorum demedi
Aşkımızı bizden başka kimse bilmedi
Sensiz kaldım aşkımız bir şarkı oldu
Yıllardır ben bu şarkıyla seni anarım.

Yazan: Serdar Yıldırım

—————-

Wo bleibst du?

Warum muß ich im hoffnungslosen Zeiten
im Stillen der Mitternacht an dich denken,
weiß ich nicht.
Ich schaue Deine meeresblauen Augen
die mich in ihre Tiefe ziehen
und ertrinke darin wie in einem Ozean.
wenn ich deine roten Haare zärtlich streichele
verbrennen meine Hände.
Plötzlich erinnere mich die Kraniche
die über uns Hochfliegen und Hoffnungen tragen
die Briefe, die ich nächtelang geschrieben habe
– welche unsere Geschichte sind –
aber niemals angekommen sind
und seitdem, ich Dich in mir verloren habe
die Leere, die in mir ist, wird immer große
obwohl ich Hoffnungen füllen möchte
die wohl nie voll gefüllt werden.

NERDESİN?

Niye hep suskun gecelerin ortasında,
özellikle umutsuz zamanlarımda
aklıma gelirsin, bilmem
gözlerini seyrederim, deniz mavisi
çeker beni derinine, boğulurum
kızıl saçlarını okşarım, akşam güneşi
ellerim yanar
turnalar gelir aklıma birden
yüksekten uçar, özlem taşırlar
geceler boyu yazdığım mektuplar
-ki, bizim hikayemizi anlatır-
hiçbirisi adresine postalanmadılar
ve seni sende kaybettiğimden beri
içimdeki boşluk büyür, hasret doldururum
hasret doldururum, boşluk dolmaz.

—————-

DER KÄNGURUH OHNE SEINEN

Känguruh des KINDES A war nicht in der Lage gewesen, ein Baby zu haben.
Es hatte ein Kaninchen angenommen und hatte es in seinen Beutel gesetzt.
Der Känguruh war glücklich gewesen und also das Kaninchen aß.
Aber die anderen waren so verärgert gewesen.

Sie hatten einen Plan das Kaninchen loswerden gelassen.
Sie hatten das Kaninchen beim Schlafen entführt.
Der Känguruh hatte ihren leeren Beutel gesehen, als sie aufgewacht war.
Sie war entsetzt und traurig gewesen.

Und hatte eine Anordnung mit der giftigen Schlange gebildet.
Im Beutel waren die Schlange und der Känguruh unter den anderen gewesen.
Vor der Schlange Angst haben die anderen hatte die Kaninchenrückseite gegeben.
Und sie hatten den gesagt, der ein Plan in einem Plan war.

Vorbei geschrieben: Serdar Yıldırım

Yavrusu Olmayan Kanguru

Kangurunun birinin yavrusu olmazmış
Bir tavşanı evlat edinip torbasına koymuş
Kanguru memnun, tavşan mutlu
Ama diğer kangurular kızgınmışlar.

Tavşandan kurtulmak için, bir plan yapmışlar
Onlar uykudayken tavşanı kaçırmışlar
Kanguru uyanınca bakmış torbası boş
Şaşırmış kalmış buna olmuş içi bir hoş.

Kanguru zehirli yılanla anlaşma yapmış
Torbada yılan, kanguru kangurular arasında
Yılandan korkan kangurular tavşanı geri vermişler
Plan plan içinde böyle olur demişler.

Yazan: Serdar Yıldırım

—————-

KLEINES KIND

mit Perlen in seinen Augen und den Schmerz in seinem Herzen
Das kleine Kind ist schreiendes in der Schwärzung verloren sein
Du mightn’ t hast ein Haus oder Eltern
Du haben mightn’ t jedes, dich geverachtet worden sein konntest
Was auch immer geschieht und geschieht
Die Zeit und die Tage vergehen
Ein Tag konnte kommen und du konntest getröstetes kleines Kind sein.

Mit Perlen in seinen Augen und den Schmerz in seinem Herzen
Das kleine Kind ist schreiendes in der Schwärzung verloren sein
Du hattest verschiedene Mühen dich verloren erhalten gelassen lassen
Fremde hatten das wenige Geld genommen, das du verdienst
Was auch immer geschieht und geschieht
Die Zeit und die Tage vergehen
Ein Tag konnte kommen und du konntest getröstetes kleines Kind sein.

Vorbei geschrieben: Serdar Yıldırım

Küçük Çocuk

Gözlerinde inci, yüreğinde sancı
Karanlıkta kaybolmuş, ağlıyor küçük çocuk
Belki evin yokmuş senin, anan-baban yokmuş senin
Kimselerin yokmuş senin, belki seni hor görmüşler
Ne olursa olsun, olsun, ne olursa olsun
Zaman akıp gidecek, günler gelip geçecek
Belki bir gün gelecek, teselliyi bulacaksın küçük çocuk.

Gözlerinde inci, yüreğinde sancı
Karanlıkta kaybolmuş, ağlıyor küçük çocuk
Türlü türlü derdin varmış, dertler seni senden çalmış
Hakkın olan üç kuruşu, o yabancı eller almış
Ne olursa olsun, olsun, ne olursa olsun
Zaman akıp gidecek, günler gelip geçecek
Belki bir gün gelecek, teselliyi bulacaksın küçük çocuk.

Yazan: Serdar Yıldırım

—————-

Ob es ein Traum war?

Die Nacht dunkel und kalt war
und jeder in seinen eigenen Traum
wo konnten sie sein, weiß ich nicht
meine Möwen waren auch nicht da.
Also, genau in dieser Zeit
in der Mitte meiner Einsamkeit
du bist zu mir gekommen.
Woher kommst du, wie bist du rein gekommen
-meine Augen waren schon tief im schlaf-
ich konnte es nicht merken.
Du warst plötzlich da, nackend
Wollte deine Haare streicheln
In deinen blauen Augen mich verlieren
Und aus deinen Lippen Honig schlecken,
was tat ich, öffnete meine Augen …
Die Nacht war eisig kalt und dunkel.

RÜYA MI?

Gece karanlık ve soğuktu
ve herkes kendi rüyasındaydı
nerde olurlar bu saatte bilmem
martı kuşlarım da yoktu
işte tam bu vakitte, sen
koyu yalnızlığımın orta yerinde
dün gece yine bana geldin
nerden geldin, nasıl girdin içeri
gözlerim sıkı sıkıya kapalıydı
farketmedim, çırılçıplaktın
güneş saçlarına dokunmak
gözlerinin mavisinde kaybolmak istedim
en kuytu, en sıcak yerine sokulup
bal toplayacaktım dudaklarından
ve ben ne yaptım, gözlerimi açtım.
Gece karanlık ve soğuktu.

—————-

DER ALTE MANN-‘ S RISSE

Einst hatte ich ein Spiel irgendwo aufgepaßt.
Es gab einen gekräuselten alten Mann in diesem Spiel.
Tragende zackige Kleidung.
Bedeutungslosen flüchtigen Blick in seinen Augen haben.
Zu alt sein, keine Energie habend, die gelassen wird und verlassen ist. Linkes allein, nachdem gelebt habend nichts.
Seine Risse hatten weder gestoppt noch beendet.
Er hatte soviel Mühe, daß gehabt nicht überhaupt beendet.
Die Atmung war sein Profit und lebte war sein nur Ehrgeiz. , die größte Tragödie spielend in der Welt.
Auf dem Lebenstadium ohne Vorhänge.
Er hattest an, du hast einen Anhaltspunkt überschritten?

Vorbei geschrieben: Serdar Yıldırım

Yaşlı Adamın Gözyaşları

Yıllar önce bir yerlerde bir oyun seyretmiştim
Bu oyunda iki büklüm yaşlı bir adam vardı
Yırtık pırtık elbise vardı üstünde
Anlamsız bakışlar vardı gözünde
Yaşı geçmiş, işi bitmiş, terkedilmiş,
Yalnız kalmış, yaşamamış ihtiyarın
Yaşlı adamın gözyaşları durup dinmek bilmezdi
Dertler ne kadar fazla bitip tükenmek bilmezdi
Nefes almak kazancıydı, yaşamak tek amacıydı
Perdesi olmayan bu hayat sahnesinde
Dünyanın en büyük dramını oynadı
Göçtü gitti aramızdan haberin var mı?

Yazan: Serdar Yıldırım

——————-

WARUM, VERLIEBEND OHNE ZU SEIN, LIEBTE?

Wenn Augen sehen, mag Herz und verliebt.
Die Neigung, zum des Lichtfeuers zu treffen.
Wirklichkeit und Traum erhalten in einander gemischt.
Ein Moment kommt und wölbte Augenbrauen werden die Stirn gerunzelt.

Er hatte liebte eine Menge die schöne ohne zu sein liebte.
Er weiß, daß es kein Hilfsmittel für diese Mühe gibt.
Der Geliebte trägt auch die Mühe.
Warum, verliebend ohne zu sein, liebte?

Tage voll der Hoffnung und der Erwartung.
Überschritten mit Glück und Leid.
Wir hatten stark aber zu stark versucht.
Aber nicht das Rätsel beantworten, das konnte Liebe genannt wurde.

Vorbei geschrieben: Serdar Yıldırım

Aşık Olup Sevilmemek Nedendir?

Göz görse, gönül sever, aşık olur
Kavuşmak tutkusu bir ateş yakar
Hayal, gerçek birbirine karışır
Bir an gelir hilal kaşlar çatılır.

Çok güzeller sevmiş, seveni olmaz
Bilir ki, bu derde çare bulunmaz
Seven aşık dert yükünü çeker de
Aşık olup sevilmemek nedendir?

Umutlar, ümitlerle dolu günler
Sevinçler, kederlerle geçti günler
Çok ama pek çok uğraştık yine de
Aşk denen bilmeceyi çözemedik.

Yazan: Serdar Yıldırım

——————-

Unmögliche Liebe

Wer immer auch was sagt,
Glaube nicht,
das ich unsere Liebe vergessen hätte.
-Verlier kein Tropfen deiner Tränen
für die Trennung.
-In Tagen deiner abwesenheit
bin ich mit deiner sehnsucht voll er füllt.

Würde ich warten,
wenn ich zu dir könnte?

Wenn du die finsteren nächte mit mir
erleben könntest.
-Nicht in meinen Träumen,
sondern neben mir.
-Wenn du im Frühling den Tagesanbruch
mit mir erleben könntest.

Würde ich warten,
wenn ich zu dir könnte?

Wir sind in unserer Liebe so unschuldig,
wie Kinder,
auch wenn unsere Haare vergraut sind.
-Wir hatten uns versprochen,
uns für immer zu Lieben.
-Danke nicht,
daß es mir leit tut dich geliebt zu haben.

Würde ich warten,
wenn ich zu dir könnte

 

İmkansız…Aşk…

Kim ne söylerse söylesin / Unutmuş deme
Sevimize aşkımıza / İhanet etme
Gözlerinden ayrılığa /sakın yaş dökme

-Sensiz geçen günlerimde / Senle doluyum
……..İmkan olsa buluşmaya / Ben durur muyum

Şu karanlık geceleri / Benle yaşasan
Hayalde resimde değil / Yanım da olsan
Baharlara doğan güne / Senle başlasam

-Bu hasretle ömür geçse,/ Unutur muyum
……İmkan olsa kavuşmaya / Hiç durur muyum

Çocuklar kadar masumuz / Böyle bir Aşk da
Yılların koyduğu aklar / olsada saçta
Ömür boyu seveceğiz / dedik taa.. başta

-Pişman olduğumu sanma / Hiç olur muyum
……İmkan olsa kavuşmaya / Ben durur muyum

——————-

ELEFANT-JUNGE

Ein afrikanischer Schwarze-Junge
War der Lehrling eines Magiers gewesen
Hatte sich in einen Elefanten geändert
Anstatt, einen Elefanten in Menschen zu ändern

Während er gegangen war
In fängt und Berge auf
Ein sehr großer Dorn hatte seinen Fuß gestochen
Der Elefant hatte zu vielen Schmerz geglaubt

Er hatte den Löwe, der Tiger, der Adler gefragt
Der Fuchs, der Wolf, die Eule
Das Kaninchen für Hilfe
Whoever hatte gesehen, daß der Elefant weg gelaufen war

Beklagen und Schreien
Der Elefant hatte zu seinem Dorf zurückgegangen
Seine Mutter, Vater, Onkel
War vom Elefanten mit childish Stimme entgangen

Aber tapferes Toro
Freund des Moros
Hatte nicht gewußt, was Furcht gewesen war
Hatte den Dorn herausgezogen

Moro war ein Elefant für immer gewesen
Hatte nicht linkes Toro
Ihre Geschichte war geworden
Legendär in der Welt

Fil Çocuk

Afrikalı bir zenci çocuk
Büyücü çırağıymış
Fili insan yapayım darken
Kendini fil yapmış

Dağlarda, bayırlarda
Gezerken ayağına
Kocaman bir diken batmış
Filin canı çok acımış

Aslandan, kaplandan, kartaldan
Tilkiden, kurttan, baykuştan
Tavşandan yardım istemiş
Fili gören korkup kaçmış

Fil ağlana, sızlana
Köyüne geri dönmüş
Anası, babası, amcası
Çocuk sesli filden kaçmış

Fakat cesur Toro
Moro’nun arkadaşı
Korku nedir bilmezmiş
Dikeni çekip çıkarmış

Moro hep fil kalmış
Toro’dan ayrılmamış
Onların öyküleri
Dünyada destanlaşmış

 

Almanca Şiirlerin Türk Kültürüne Etkisi

Almanca şiirler, Türk kültürüne derin etkiler bırakmıştır. Bu eserler, dil ve düşünce dünyamıza zenginlik katarak edebiyatımızı zenginleştirir.

Sonuç

Bu makalede, Almanca şiirlerin kökeni, özellikleri, ünlü şairlerin seçme eserleri ve Türkçe çevirileri hakkında bilgi verdik. Ayrıca, Goethe, Schiller ve Rilke gibi büyük Alman şairlerinin eserlerini Türkçe olarak okuma fırsatı buldunuz. Almanca şiirler, evrensel insan duygularını ve düşüncelerini ifade etmedeki güçlü bir araçtır.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Almanca şiirler neden bu kadar etkileyici?

Almanca şiirler, derin duyguları, imgeleri ve insanın iç dünyasını yoğun bir şekilde ifade etme yeteneğine sahiptir. Şairler, doğa, aşk, özgürlük ve insan varoluşu gibi evrensel temaları işlerler. Bu nedenle, Almanca şiirler sıklıkla okuyucuyu derin düşünceye ve duygusal bir deneyime yönlendirir.

2. Türkçe’ye çevrilen Almanca şiirler hangileridir?

Türkçe’ye çevrilen Almanca şiirler arasında Johann Wolfgang von Goethe’nin “Erlkönig,” Friedrich Schiller’in “Ode an die Freude” ve Rainer Maria Rilke’nin “Herbsttag” gibi ünlü eserler bulunur. Bu çeviriler, Almanca şiirlerin Türkçe konuşan okuyuculara ulaşmasını sağlar.

3. Almanca şiirlerin Türk edebiyatına katkısı nedir?

Almanca şiirler, Türk edebiyatına farklı bir perspektif ve dil zenginliği kazandırır. Bu şiirler, Türk şairlere yeni düşünce ve duygu alanları sunar. Ayrıca, kültürel etkileşim ve çeviriler aracılığıyla Almanca şiirler, Türk edebiyatının uluslararası arenada daha fazla tanınmasına katkıda bulunur.

4. Almanca şiirlerin özellikleri nelerdir?

Almanca şiirler, genellikle derin düşünceleri, lirik ifadeleri, yoğun imgeleri ve duygusal içeriği içerir. Bu şiirler sık sık doğa, aşk, özgürlük, insan yaşamı ve toplumsal temaları işlerler. Ayrıca, Almanca şiirlerde dikkat çeken bir özellik, dilin zenginliği ve şairlerin özgün ifadeleridir.

5. Almanca şiirler hakkında daha fazla bilgiye nasıl ulaşabilirim?

Almanca şiirler hakkında daha fazla bilgi edinmek için öncelikle ünlü Alman şairlerin eserlerini ve biyografilerini inceleyebilirsiniz. Ayrıca, Almanca şiirlerin özelliklerini ve tarihsel gelişimini anlatan kitaplar ve makaleler okuyarak derinlemesine bilgi sahibi olabilirsiniz. İnternet üzerindeki edebiyat siteleri ve kütüphanelerdeki kaynaklar da size faydalı olacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Remzi dedi ki:

    teşekkürler

BİR YORUM YAZ

   Linkler : Şehirler Arası Nakliyat - Beylikdüzü psikolog -  Psikolog randevu -  Furkan Danacı - Teknoloji Haberleri  - Türk beğeni satın al - Güvenilir takipçi satın alma -  instagram takipçi satın al  -  takipçi satın al  -  popigram.com - smm panel -  instagram takipçi satın al - tanıtım yazısı- instagram takipçi satın al