Site Rengi

Gelecekten.Net

Nasrettin Hoca Sözleri, Fıkraları ( Komik, Düşündürücü ve Öğretici )

Nasrettin Hoca Sözleri ve Fıkraları Sayfamızdasınız … Birbirinden güzel Nasrettin Hoca Sözlerini Siz Okuyucularımız için derledik, Anlamlı Nasrettin Hoca Sözlerini Okuyup Arkadaşlarınız İle Veya Sosyal Ortamlarda Paylaşabilirsiniz. Sayfa İçeriği : Nasrettin Hoca Güldüren sözleri, Nasrettin hoca Güzel Sözler, Nasrettin hoca Kısa sözler, Nasrettin hoca Komik Sözler, Nasrettin hoca Özlü Sözler, Nasrettin hoca Sözler Facebook, Nasrettin hoca Sözler Yeni, Nasrettin hoca sözleri anlamlı, Nasrettin hoca Uzun Sözler, Nasrettin hoca Yazılar, Nasreddin Hoca Sözleri, Nasrettin Hoca Sözleri Kısa, Nasrettin Hoca Fıkraları kısa, nasrettin hoca’nın komik fıkraları, Nasrettin Hoca fıkraları ve anlamları …

Nasrettin Hoca Sözleri, Fıkraları ( Komik, Düşündürücü ve Öğretici )

Nasreddin Hoca ; Anadolu Selçuklu Devleti döneminde, Hortu ile Akşehir çevresinde yaşamış olan efsanevi kişi ve mizah kahramanıdır.
Çoğunlukla hazırcevap ve mizah anlayışını elinde bulunduran bir bilge olarak yansıtılan hikâyelerle tanınan Nasreddin Hoca’nın gerçekte yaşayıp yaşamadığına, yaşadıysa da gerçek kişiliğinin ne olduğuna dair tartışmalar olmakla birlikte, gerçek bir tarihî kişilik olduğuna dair bazı belgeler de bulunmaktadır.

Nasrettin Hoca Sözleri

At yarasaydı, sahibine yarardı.

Ben neredeysem, dünyanın ortası orasıdır.

Haftaya vereceksen eğer al demiş malımı. Doldurmuş dört beş kilo, bu kez sormuş tatlımı.

Allah’a karşı borcu bunca yılda ödeyen. Bana olan o borcu ödemez ebediyen..?

Nasreddin Hoca’ya dert yanıyorlar: Yahu Hoca senin karın çok geziyor. Hoca: … Olur mu canım? O kadar gezse arada bir bizim eve de uğrardı.

Nasreddin Hoca bir gün pazarda dolaşırken adamın biri yanına yaklaşıp: – Hoca efendi bugün ay kaça geldi? demiş. Hoca da adama cevap vermiş: – Valla bilmiyorum. Bugünlerde hiç ay alıp satmadım.

İnanç, görünmeyene inanmaktır; görünmeyene inanırsanız başkalarının görmediklerini görebilirsiniz.

Yok devenin başı.

Yorgan gitti kavga bitti.

El elin eşeğini türkü çağırarak arar.

Acemi bülbül bu kadar öter.

Parayı veren düdüğü çalar.

El, elin eşeğini şarkı söyleyerek arar.

Ye kürküm ye!

Damdan düşenin halini, damdan düşen bilir.

Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür.

Bilenler bilmeyenlere öğretsin.

Ağaçtan öteye yol gider.

Düşmeseydim zaten inecektim.

Nasrettin Hoca Sözleri

Biz senin gençliğini de biliriz.

Yiğidin malı göz önünde gerek.

Sermayeyi kediye yüklemek

Dostları alışverişte görsün.

Buyurun cenaze namazına.

Ölme eşeğim ölme.

Bir gün Nasrettin hocaya burcunu sormuşlar. Hoca tekedir demiş. Aman hocam nasıl teke olur demişler. Hocada ben doğalı 70 sene oldu, oğlak büyüdü teke oldu demiş.

Nasrettin Hoca Fıkraları

Fıkra 1 : Nasreddin Hocanın kadılık yaptığı zamanlarda, bir adam tarafından bir köpek öldürülmüş. Bu suçundan dolayı o şahsı mahkemeye vermişler. Gün gelince mahkeme salonu tıka-basa dolmuş tabii. Salonu dolduranların gürültü yapmaları dolayısıyla rahatsız olan devrin kadısı Nasreddin Hoca, sinirlenerek şöyle demiş: “Bu kalabalık da neyin nesi? Yahu! Siz dışarı çıkın da ölenin akrabalarından kimler varsa onlar gelsin içeri.”

Fıkra 2 : Nasreddin hocanın kadılık yaptığı zamanlarda bir adam oruç yiyen birini itip kakarak Hoca’nın huzuruna getirir. Hoca, getiren adama hapis cezası verir. Adam şaşkındır: “Hocam cezamı anlıyorum fakat adamın hiç mi suçu yok?” deyince Hoca: “Evladım ben bu şehrin kadısıyım, buranın düzenini bozduğun için sana ceza veriyorum. Hâlbuki getirdiğin kişi dinin kaidelerini bozdu. Ben ahiret kadısı değilim. Onun hükmünü, cezasını Mevlâ verecek” der.

Fıkra 3 : Nasreddin Hoca, bahçesindeki incirleri satmak için pazara gider o sırada bir kadın veresiye verirse alacağını söyler. Hoca kabul eder, bir tane inciri de kadına uzatır. Kadın almak istemez. Altı sene önce tutamadığı bir günlük orucun borcunu ödediğini, oruçlu olduğunu söyler. Hoca satmaktan vazgeçer ve şöyle der: “Öyleyse hanım sana incir veremem. Allah’ın alacağını altı senede ödeyen kişi kulun alacağını kim bilir ne zaman verir!”

Fıkra 4 : Bir gün Hoca eşeğini kaybetmiş. Aramadık yer, sormadık insan bırakmamış ama ne olmuşsa olmuş, bulamamış eşeği. Oturup derdine yanacak yerde, bu hale de şükretmeye başlamış. Komşuları: -Bre Hoca, canın sağ olsun ama neticede eşekten oldun, şükredecek ne var bunda demişler. Hoca cevap vermiş: -A komşular, ben şükretmeyim de, kimler şükretsin, ya ben de eşeğin üstünde olsaydım!

Fıkra 5 : Altın Olsa Ne, Taş Olsa Ne
Bir yolculuk sırasında Nasreddin Hoca’nın yolu bir ile düşer. Hoca orada bazı garipliklerle karşılaşır. Bunlardan biri de bazı evlerin üzerine bayrak dikilmesidir. Hoca sözü bir punduna getirerek sorar:

“Yahu, bazı evlerin üzerinde bayrak asılı, bunun sebebi nedir?” deyince hep bir ağızdan;


“Hocam, o bayrak asılı evlerde küp dolusu altın vardır.” derler.

Bayrak dikmenin sebebini öğrenen Nasreddin Hoca, günün birinde çarşıdan kocaman bir küp alarak kalmakta olduğu eve gelir. Sonra da küpün içerisini çakıl taşlarıyla doldurur. Yine âdetmiş, evinde altın olanlar, küplere karşı sohbet ederlermiş. Sıra Nasreddin Hoca’ya gelince bakmışlar ki küpün içerisinde altın yerine çakıl taşları dolu… Misafirlerden birisi;

“Hoca Efendi, bu nasıl iş, senin küpünde altın yerine çakıl taşları dolu.” deyince Hoca;


“Yahu komşular neye üzülüyorsunuz, küpte yattıktan sonra altın olsa ne, taş olsa ne? Fark eden ne ki?” der.

Fıkra 6 : Belki de Barışmışlardır
Nasreddin Hoca evinin bahçesindeki ağacın gölgesinde namaz saatini beklerken telaşlı bir şekilde kapısının tokmağına vurulduğunu işitir. Hoca, kapıyı açınca komşusunu görür ve;

“Buyur komşu, nedir bu telaşın?” deyince komşusu;


“Sorma Hocam, karımla baldızım saç saça, baş başa dövüşüyorlar.” der.

Bunun üzerine Hoca merakla;

“Komşu, ayıramadın mı?” deyince, komşusu sızlanarak cevap verir:


“Ne mümkün Hocam, bırak ayırmayı yanlarına bile yaklaşamadım.”


“Pekiyi, bu hanımlar ne diye kavga ediyorlar?” deyince komşusu;


“Bilmiyorum Hocam!” der.

Hoca bir defa daha sorar:

“Sakın, ‘sen yaşlısın, ben yaşlıyım’ diye kavga etmesinler?” deyince komşusu;


“Yok Hocam, yok başka bir konuda kavga ediyor olmalılar!” der.

Bunun üzerine Hoca rahat bir şekilde konuyu çözüverir:

“Komşum, o zaman telaşlanmaya gerek yok! Konu yaş değilse çabucak barışırlar, belki de şimdiye barışmışlardır bile.” der.

Fıkra 7 : Ayaklarını Dörde Çıkarabilirim
Nasreddin Hoca’dan hoşlanmayan komşularından birisi günün birinde onu yolu üzerinde durdurur ve bilmiş bilmiş konuşmaya başlar:

“Hoca Efendi, senin için ‘Evliya oldu, erdi’ diyorlar. Doğrusu inanmadım, eğer kerametin varsa benim dört ayaklı eşeğimi iki ayaklı yap da inanayım.” der.

Adamın sözlerine sinirlenen Nasreddin Hoca;

“Be adam, ben eşeğin ayaklarını dörtten ikiye indirebilir miyim, bilmem. Fakat sen biraz daha konuşursan senin ayaklarını dörde çıkarabilirim.” deyiverir.

Fıkra 8 : Aynı Merdiveni Kullandı
Günün birinde Nasreddin Hoca, Akşehir’i ziyaret eden bir papazla tanışır. Papaz, Hoca’nın ününü daha önce duyduğu için onu denemek ister ve;

“Hoca Efendi, bana söyler misin, Peygamberiniz Hazreti Muhammed Miraç’a nasıl yükseldi?” diye sorar.

Sorudaki inceliği anlayan Hoca da Papaz’a bir soru sorar:

“Papaz Efendi, Papaz Efendi! Sizin Peygamberiniz Hz. İsa göğe yükselmedi mi?”

Papaz şaşkın vaziyette ne diyeceğini düşünürken, Hoca hemen cevabı yapıştırır:

“Peygamberimiz Hazreti Muhammed, Miraç’a giderken sizin Peygamberiniz Hazreti İsa için hazırlanan merdiveni kullandı.”

Fıkra 9 : Aynı Yaştayız
Arkadaşları zaman zaman Nasreddin Hoca’ya takılırlarmış, çünkü onun cevaplarından hisse çıkarırlarmış. Gene böyle bir günde Hoca’ya;

“Hoca Efendi, sen mi büyüksün, yoksa kardeşin mi?” diye sorarlar.

Hoca arkadaşlarının yine kendisine takıldıklarını anlayınca şöyle bir düşündükten sonra gülümseyerek şu cevabı verir:

“Geçen yıl anneme bu soruyu sormuştum, o da; ‘Kardeşin senden bir yaş küçük.’ demişti. O zamandan bu yana bir yıl geçtiğine göre şimdi aynı yaştayız.”

Fıkra 10 : Adam Olmanın Yöntemi Nedir?
Günün birinde Hoca’nın da içinde bulunduğu topluluktan birisi;

“Hocam, adam olmanın yöntemi nedir?” deyince; Hoca Efendi, adamın nefes almasına bile fırsat vermeden;


“Canım, bunu bilmeyecek ne var, elbette kulaktır.” der.

Fakat Hoca, arkadaşlarının “kulaktır” cevabından pek bir şey anlamadıklarını anlayınca açıklama yapma gereğini duyar:

“Aa!. . Bunu bilemeyecek ne var? Herhangi bir adam konuşurken onu can kulağı ile dinlemeli; bu arada kendi ağzından çıkanı kendi kulağı duymalıdır.”

Fıkra 11 : Allah’ın Rahmetinden Kaçılmaz
Günün birinde bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır. Elbette yağmur yağdığı vakit ya koşulur, ya da bir yerlere sığınılır. Nasreddin Hoca da yağmurun yağışını ve sokakların yalnızlığını pencereden seyrederken bir de bakar ki yağmurdan kaçan bir adam… Hoca biraz dikkatli baktığında bunun bir komşusu olduğunu anlar ve pencereyi açarak;

“Komşu, komşu, utanmıyor musun, niçin Allah’ın rahmetinden kaçıyorsun?” deyince adam koşmayı bırakır ve yavaş yavaş evine doğru gider. Bu arada adamın da ıslanmadık yeri kalmaz.

Ertesi gün hava yine yağmurludur. Bu defa Hoca Efendi alışveriş için sokağa çıkmıştır. O, işini bitirip de hızlı adımlarla evine doğru giderken bir gün önceki komşusunun evinin önünden geçer. Bu sefer komşusu;

“Hoca Efendi, Hoca Efendi, sen dün bana ‘Allah’ın rahmetinden kaçılmaz. ’ demiştin; bak şimdi kendin kaçıyorsun.” deyince, Hoca komşusuna doğru döner ve;


“Be adam! Ben Allah’ın rahmetinden kaçmıyorum, Allah’ın rahmetini çiğnememek için koşuyorum.” der.

Fıkra 12 : Bahardan Hoşnut Olmayan Var mı?
Hoca ve arkadaşları bahar mevsiminde bir çınarın altında oturmuş, çaylarını içerlerken aralarından biri Hoca’yı sözüm ona imtihan etmek ister:

“Yahu Hocam, bu insanlar yaz aylarında sıcaktan, kış aylarında ise soğuktan şikâyet ederler; sizce bu şikâyetin sebebi nedir?” Hoca bu, hemen cevabını veriverir:


“Komşu, komşu, sen onlara kulak asma, bak içinde yaşadığımız bahardan hiç hoşnut olmayan var mı? Sen hayatını yaşamaya devam et.”

Fıkra 13 : Bana Görünme de Kime Görünürsen Görün
Ahbapları Hoca’yı çirkin bir kadınla evlendirirler. Akşam olunca Hoca evlendirildiği kadını görünce şaşkınlığını gizleyemez ama yapacağı da fazla bir şey yoktur. Sabah olunca, Hoca evden ayrılırken hanımı sorar:

“Hoca Efendi, yakınlarından kime görüneyim, kime görünmeyeyim?”

Bu söz karşısında Hoca;

“Hanım hanım, bana görünme de kime görünürsen görün.” deyiverir.

Fıkra 14 : Başını Pencerede Unutmasın
Hemşerileri bazen candan, bazen de sahte olarak Hoca’ya saygı gösterirler. Günün birinde sahte saygı gösterenlerden biri Hoca’yı evine davet eder. Hoca da konumu gereği davete gider. Gider gitmesine de eve yaklaşınca ev sahibinin başını pencereden içeriye doğru çektiğini görür.

Hiçbir şey olmamış gibi evin kapısına çalan Hoca;

“Komşu, komşu ben geldim.” deyince, kapının arkasından değiştirilmiş bir ses duyulur:

“Ah Hocam, ah! Evin sahibi buradaydı, az önce gitti, bensizin geldiğinizi söylerim, mutlaka çok üzülecektir.”

Hoca bu söz karşısında iyice sinirlenir ve;

“Ev sahibine söyleyin, bir daha bir yere giderken başını pencerede unutmasın.” der.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

   Linkler :   Beylikdüzü psikolog  -  Hisse yorum  -  Güvenilir takipçi satın alma  -  Ankara boşanma avukatı  -  Furkan Danacı  -   Türk beğeni satın al